Evimizdeki NEGATİF ENERJİ’yi nasıl temizleriz ?

Yaratılan canlı veya cansız herşey yoğunlaşmış bir enerjidir.

Her varlığın fizik formu dışında bulunan bir de enerji (eterik) alanı ve kendine özgün titreşimi vardır.

Bundan dolayı herşeyde olduğu gibi Evlerimizde, yaşadığımız mekanlarda da var olan herşeyin yaydığı bir enerji ve titreşimi vardır.

Bu enerji bizim Bilincimizin, Bilinçaltımızın, ruhsal , zihinsel, duygusal ve bedensel bütünlüğümüzün de bir yansımasıdır.

Yaşadığımız Alanların veya Evlerimizin Negatif Enerji Yüklü olduğunu nasıl anlarız ?

Yaşanılan mekanda sürekli tartışma varsa, Sürekli kavga edilen bir ortam ise bu yerlere girdiğimizde kasvet , mutsuzluk, huzursuzluk, keyifsizlik, enerjimizin düşmesi (uyku hali) gibi hissiyatların yaşanması,

Yaşanılan Mekanda sürekli geçmişe yönelik olumsuz hatıraları canlandırmak, konuşmak , zihinsel karışıklık , Depresyon hissi , üşengeçlik (içinden birşey yapmak gelmemesi ya da parmağımı bile kıpırdatmak istemiyorum hissi) , karamsarlık, öfke, sürekli vesvese ve endişe hissi, Uyku probelmelerinin yaşanması,

Kişinin Maddi sorunlarının sürekli devam etmesi evde bereketin olmama hissi.

Yeni bir eve taşınıldığında ya da yeni bir çalışma alanına taşınıldığında daha önce orada yaşayanların bıraktığı negatif enerjilerin etkileri,

Mekan içinde çok fazla elektronik aletin çalışması , radyasyon yüklenmesi,

Mekan içinde sigara ve benzeri maddelerin tüketilmesi,

Mekan’da yaşanılan hırsızlık ve benzeri şiddet olayının etkisinin hissedilmesi veya sürekli hatırlanması,

Mekan’a alınan 2. el mobilyaların önceki sahiplerinden taşıdığı negatif enerjiler.

Mekan’da enerjinin dağılmasını engelleyen çok tıkış tıkış eşyanın bulunması ve atılması gereken eşyaların saklanarak enerjiyi sıkıştırması ve kalabalık yaratması.

Mekan’da yaşanılan ağır hastalıklar, ölüm ve acı dolu Terk edişlerin bıraktığı negatif enerjiler,

Ev Temizliğinin uzun süre ihmal edilmesi,

gibi durumlarda Evlerimizde Negatif Enerji Temizliği yapmamız kesinlikle gereklidir.

Evlerimizde Negatif Enerji Temizliğini Nasıl Yaparız ?

* Adaçayı , Tütsü yakmak çok etkili olmakla birlikte benim bizzat denediğim ve yaydığı pozitif enerjinin muazzamlığına hayran olduğum tek bitki KATIR TIRNAĞI’dır.

Bir kabın içersine itinayla sevgiyle kurutulmuş Katır Tırnağı otunu tutuşturup yakarak sonra tütecek şekilde bırakarak evinizin içinde BEDENLİ VEYA BEDENSİZ TÜM NEGATİF ENERJİLERİN EVİMLE OLAN BAĞIMI KESEREK İPTAL EDİYORUM diyerek tüm evinizi dolaşın. Bu arada Bildiğiniz duaları (ayetel kürsi gibi) okuyabilirsiniz.

*Ateş “en iyi” temizleyicilerden biridir. Yukarıda Katır Tırnağı otu ile uygulamayı yaptıktan sonra sağ elinize bir MUM (beyaz) alarak aynı uygulamayı aynı olumlama ve dualar ile bir kez de mum ile yapın.

*Evi temizlemekte ve negatif enerjiyi kırmakta en etkili yöntemlerden biri de Herşeyi gerçekten çok iyi bilen Atalarımızın yöntemidir. Yani Sirkeli Su ile tüm evin zeminini ayrıca dış kapı girişini , duvar kirişlerini sirkeli su ile mutlaka silin temizleyin.

*Minik kapların içine koyarak oturma alanınız ve yatak odalarınıza koyacağınız Tuz’un negatif enerjiyi sünger gibi çekme özelliği vardır. Evinizdeki duruma göre 2-3 günde bir veya hafta da ya da 10 günde bir lavobaya dökerek sürekli yenileyin.

*Lavanta Yağının yaydığı pozitif enerji çok yüksektir. Bu yağı bileklerinizin iç tarafına sürerek eterik bedeninizi kuvvetlendirmekte kullanabileceğiniz gibi, evinizin duvar kirişlerine kapılarına bir damla sürerek eviniz içindeki enerjiyi de çok rahat pozitif yönde koruyabilirsiniz.

*Yaşam alanınızın pozitif enerjiye dönüştüğünü hissettiğinizde bu enerjiyi korumak için yaşam alanınıza Kristal Kuars Taş koyabilirsiniz. Yalnız bu taş mevcut enerjiyi korur. Eğer evinizde negatif bir durum olduğunu sezerseniz bu taşı 24 saat su da ya da toprağa koyarak bekletip topraklayın evinizi temizleyin ve sonra tekrar taşı statik bir alan yaratması için tekrar kullanabilirsiniz. Ayrıca yatak odasında Ametist taşı bulundurmak da sizin rahat uyumanızı sağlayabilir..

*Evinizde varsa zararlı haşereler (özellikle mutfakta) hemen temizletmelisiniz (organik öldürmeyen böcek kaçıran ilaçlar var mesela bunları kullanabilirsiniz) bunlarda geldikleri geçtikleri yerden taşıdıkları enerji ile negatifi tetikler.

*Evinizde kullanmadığınız “Lazım olur belki” diyerek yıllardır biriktirdiğiniz tüm eski enerjileri yani eşyaları ihtiyacı olan birine verin ya da çöpe atın. Evinizde hareket alanı bırakın ve evinizin düzenli olmasına dikkat edin. Dağınıklık enerjiyi keserek takıldığı yerde birikmesine yol açar.

*Selvi ağacı dalından çalı çırpıyı süpürge kullanır gibi evinizi yerden 10 – 15 cm yüksekten açık pencereden veya kapıdan dışarıya doğru süpürmek çok etkilidir. Ayrıca mekanın güneş enerjisi görmesi çok önemlidir. Eğer mümkün değilse doğala yakın çok iyi bir aydınlatma yapılması gerekir ve sık sık havalandırılmalıdır.

*Evinizde dinleyeciğiniz klasik müzikler (Mozart, Vivaldi gibi) titreşiminizi yükseltecektir. (Her ne dinlerseniz dinleyin acıklı. içli, ağlatan müziklerden uzak durmanızı nacizane tavsiye ederim)

*Evinize geldiğinizde üzerinizdeki kıyafetleri hemen dolabınıza asmak yerine önce “silkeleyerek” en az 2 saat balkona asarak havalandırmak dışarıdaki negatif enerjinin evinize statik konuma geçmesini önleyecektir.

*Bulunduğunuz mekanda Mum yakmak ayrıca radyosyana karşı kaktüs bulundurmak da sizi rahatlatacaktır..

Yukarıda kısaca özetlemeye çalıştığım tüm uygulamaları yaptıktan sonra en önemli durumun sizin kendi pozitif ruh haliniz ve hayata bakış açınız olduğunu unutmamanız gerekir. Siz kendi ruhsal temizliğinizi yaptığınızda artık bu tarz temizliklere de daha az ihtiyaç duyar hale geleceksiniz..

Yaradana teslim olmayı, Değişimi (yeni enerjiyi) sevgiyle kabul etmeyi ve Yaradanın Işığını keşfederek hem kendimizi hem de çevremizi aydınlatmasını sevgiyle onaylıyoruz

Bütünün ve Hepimizin Hayrına OLsun.. Yolumuz IŞIK OLsun , Yolumuz SEVGİ OLsun.. Evrenin Tüm Mucizeleri ve Tüm güzel sürprizleri hayatımıza aksın.. ve de öyle..

Alev Cedimağar
Şifa ve Yaşam Terapisti

Enerjinizi çaldırmayın!

Enerjinizi çaldırmayın!

“-İki tip insan hayatı adeta cehenneme çevirir: Birisi nankör/vefasızdır. Bu yüzden iyiliğinize kötülükle karşılık verir, teşekkür, takdir, vefa, saygı, edep bilmez. Tek odağı egosudur, kibrinin ve kininin karanlığına kapılır. Sorumsuzdur, ‘hep bana’ der, sömürür, küçümser, alay eder, terk eder. Diğeri ise ahmaktır. İyilik zannıyla kötülük yapar. Önemliyi önemsiz ve önemsizi de önemli sanır, pireyi deve yapar, pire yüzünden yorganı yakar, basireti yoktur, cahildir, görgüsüzdür ve en kötüsü çevresine acı çektirdiğinin farkında değildir.

-İki tip insan da hayatı adeta cennete çevirir. Birisi şükreden/minnettar insandır. Öylesine edeplice ve gönülden teşekkür eder ki, ihtiyaçlarınızı bırakıp ona iyilik edesiniz gelir. Bir fincan kahveye kırk yıl hatır gösterir, yılların geride bıraktığı iyilik kırıntılarını unutmaz, sorumludur, takdir eder, saygı duyar, tevazu gösterir ve terk etmez. Diğeri akıllı/basiretli insandır. İyilikle kötülüğü hakkıyla ayırt edebilir, her şeye değerince kıymet verir, doğru yerde, doğru zamanda, doğru şekilde davranmayı ve söz söylemeyi bilir.

-Huzurlu hayat, ikinci tip insanlardan olmaya ve çevremizi de ikinci tip insanlarla örmeye bağlıdır. Allah bizi iyilerden eylesin ve iyilerle karşılaştırsın.”

Dr. Muhammed Bozdağ

Hani anın getirdiği esintiyle bir yerlerde dolaşırız, bir Cafe’de otururuz ya da herhangi bir coğrafyaya gideriz ve bazı insanlarla karşılaşırız ya,

Hani anın getirdiği esintiyle bir yerlerde dolaşırız, bir Cafe’de otururuz ya da herhangi bir coğrafyaya gideriz ve bazı insanlarla karşılaşırız ya,
tanıdık olanlar için ne büyük bir tesadüf deriz, tanıdık olmayanlar içinse ne etkileyici, ne hoş ya da gıcık biri vs gibi şeyler düşünürüz. Milyarda bir olasılıkla o aynı anda ve enlem, boylamda orada olup, birbirimizi hissederiz, farkederiz ve o enteresan anın içinde buluşuruz.
İşte düşünüyorum da yaşamımızdaki insanlar o milyarlarca olasılıktan sadece bir tanesi olarak hayatımıza giriyorlar ve büyük bir karşılaşmayla birlikte dönüşüm yaşamımıza sebep oluyorlar. Nasılı, nedeni, tüm oluşumu sonsuz bir muamma…
Kelebek etkisi, gerçekten her an, her alanda yaşadığımız bir şey bana göre. O milyarlarca idrakla yüzdüğümüz sonsuz,sınırsız okyanusta, tüm karşılaşmalarımız, bizim damla damla halimizi olağanüstü genişletip, kendi başına bir okyanus haline gelmemize yardımcı oluyorlar.
İşte o yüzden insanlar önemli; iletişimdeki esneklik, farkındalık, anlayış önemli ve ilişkilerle birlikte gelen idrak da öyle. Gerçekten derinen düşününce insan tüm bu kelebeksel, dönüşümsel, titreşimsel etkileri, uçuyor!
Güzel pırıltılarla ve uçuşlarla dolu bir haftayı paylaşalım. Hepimiz birer kelebek, hepimizi birer ışıltı ve melodi olarak…
ebru öztürk

Sen Hangi Maskeyi Takıyorsun?

Cevizin kabuğunu kırıp özüne inmeyen, cevizin hepsini kabuk sanır.
Gazali

 

Çok sıkılmıştı, bütün gün içinden arkadaşlarına telefon edip, toplantıya gelemeyeceğini söylemek istemişti, ama bir türlü cesaret edememişti ve gitme vakti gelmişti. Yola çıktığında ayakları geri, geri gidiyordu, içinden sizinle olmayı istemiyorum diye haykırmak geliyor ama sesini çıkarmadan, ifadesiz bir suratla yoluna devam ediyordu.

Kapıdan içeri girdiğinde, yüzüne ışıltılı bir gülümseme yerleştirmiş, bembeyaz dişleri ile etrafına gülümseyerek onlara sarılmaya başlamıştı.’Sizleri çok özledim’ derken, aslında içinden, ‘nasıl olurda bir bahane uydurup erkenden geri dönerim’ diye hesaplar yapıyor bir an önce oradan kurtulmanın yollarını arıyordu.

Zaman zaman içinde başka duygular hissederken, etrafındakilerin anlamaması için çaba harcayarak, bunu gizlemeye çalışmayanımız var mıdır? Peki, bazen duygularımızı kendimizden bile saklayıp, inkâr edip, mutlu imişiz gibi davranmaz mıyız?

Yaşadığımız toplumda ben hiç maske takmam, olduğum gibi davranırım, kim ne derse desin diyen kaç kişi çıkar sizce?

Genelde insanlar ile ilişki kurarken, kendimizi korumak ve dikkatli olmak ya da toplumda kabul görmek, onlardan biri olduğumuzu göstermek için bazı maskeler takarız.

Önemli olan bu maskeleri ne sıklıkla kullandığımızdır, devamlımı takıyoruz? Ya da ne zaman nerede ve nasıl kullanıyoruz? Peki, bu maskeler bizleri nelerden koruyor? Y ada bizlere neler kaybettiriyor?

Genelde sosyal maskeleri, başkaları tarafından kabul görmek için kullanırız. Onlara açıkça ne düşündüğümüzü, hissettiğimizi söylersek belki kızabilir, alay edebilirler, dışlanabiliriz diye çekindiğimiz için, olduğumuz gibi değil de onların kabul edeceği şekilde görünüp, iletişime geçeriz. Bu anlamda, en azından karşımızdaki kişileri, gerçekten anlayana kadar sosyal maskeleri kullanmak problem yaratmaz ve aslında beklide gereklidir.

Problem bu maskeleri devamlı kullandığımızda ortaya çıkar, o zaman yakın ilişkide olduğumuz insanların yanında da bu maskeleri kullanıp güvensiz, samimiyetsiz bir ortam yaratırız ki, bu bizi gerçek dostlarımızdan uzaklaştırır. Bir süre sonra kendi iç dünyamızla çelişki yaşamamıza neden olur. Buda bizim gerçek düşünce ve isteklerimizi göstermememize kendimizle hiç ilgisi olmayan davranışlar sergilememize neden olur. Böylece istediği şeyleri yapamayan, söyleyemeyen kısacası istediği gibi yaşayamayan, hayattan zevk almayan bireylere dönüşürüz. Neden mi? İç dünyamızdaki benle dış dünyamızda ki ben birbiri ile çelişir. Elbette ki toplum yaşantısında kişinin sürekli kendi hissettiklerini ve düşüncelerini direkt söylemesi mümkün değildir, ama buda kişinin sürekli bir maske takarak gezmesi anlamına gelmemektedir.

Şimdi kendimize bir soralım, başkalarını memnun etmek için ne sıklıkla maske takıyoruz? Bunun sonuçlarından memnun muyuz? Bazen bu maskeler bizim iç dünyamızla ters düşerek çelişmemize neden oluyor mu?

Günlük yaşantımızda, özellikle çalışıyorsak birçok insan ile iletişim içindeyizdir. Bazısı çok samimi dostumuzken, diğerleri ile sadece laflarız, bir kısmi ile ticari ilişkiler içinde iken, diğerleri ile ailecek görüşürüz. Kısacası iç dünyamızı olduğu gibi açacağımız insan sayısı oldukça azdır. Dolayısı ile hepimiz bazı dönemlerde bu maskeleri takarız. Eğer kendimize güvenimiz tamsa, o zaman bunları daha az kullanmaya gereksinim duyarız. Tam tersi eğer, beğenilmek derdimiz fazla ise, kendimize güvenimizde azsa, o zaman bu maskelere daha fazla gereksinim duyarız. Önemli olan kendimiz ile çelişmeden, gereken yerde gerektiği kadar bu maskeleri kullanıyor olmaktır.

Şimdi sorun kendinize, siz ne sıklıkla bu maskeleri takıyorsunuz? Hep onlarla gezenlerden mi? Yoksa kendine güveni olup ta, gerektiğinde kullananlardan mısınız? Herkesin, yüzünden hislerini anlayamayacağınız maskeler ile dolaştığını ve bunları hiç çıkarmadıklarını hayal edin. Sizce dünya ne denli samimi, sıcak ve yaşanmaya değer olurdu?

 

Davranışlarından utanıp sıkılma; yaşamın tümü bir denemedir.
Emerson

 

Kadir Tuğtekin OK

KAHUNA İçsel Dönüşüm Merkezi

Yorgunluğa ve Kansızlığa İyi Gelen Besinler!

yorgunluğa ve kansızlığa iyi gelen besinler!

 

Kansızlık İçin…

Kansızlık sorunu yaşayanların öncelik bünyelerini güçlendirmeleri için; kuru baklaların tümü, taze üzüm, erik, elma, yoğurt, ceviz, zeytin, ıspanak, pırasa, soğan, lahana, dolmalık biber, nar suyu, pancar suyu, limon suyu gibi gıdalara ağırlık vermesi gerekir.
• Bir litre suyun içine iki çorba kaşığı kıyılmış ısırgan otu konulup kaynatıldıktan sonra süzelerek sabah ve akşam olmak üzere birer çay bardağı içilir.
• Bir litre suyun içine iki çorba kaşığı oğul otu koyulup kaynatıldıktan sonra günde 3 defa birer çay bardağı kadar içilir.
• Bir litre suyun içine iki su bardağı dolusu siyah kuru üzüm ve bir çorba kaşığı kınakına eklenip kaynatıldıktan sonra süzülerek günde öğün yarım çay bardağı içilir.
• İyice temizlenmiş ıspanak ve maydonoz iyice kaynatılıp soğuduktan sonra süzülüp günde 3 kez birer çay bardağı içilir.
• Yarım litre kaynamış süt, ılındıktan sonra iki adet yumurta sarısı eklenir. Tatlandırmak için iki çay kaşığı kakao eklenir ve ikiye bölünüp günde iki kez içilir.
• İki su bardağı kaynar suyun içine 2 çay kaşığı kırmızı kantoron katılıp soğumasının ardından süzülerek ve arzuya göre tatlandırarak güç içinde aç karnına aralıklarla tüketilir.

 

Uykusuzluk için…

1) Yanında karbonhidrat almadığınız yüksek proteinli yemeklerden sonra, uyumakta güçlük çekebilirsiniz. Yüksek proteinli yiyeceklerde bol miktarda tirozin bulunur ve bu beyni “uyanık” tutmaya yarayan bir amino asittir. Etlerin yanında tam tahıllı makarna ya da kepekli pirinç yemeyi deneyin.

2) İkinci Dünya Savaşı sırasında askerlerin uyku ilacı olarak kullandığı acı marulun, sakinleştirici etkisi olduğu bilinmektedir.

3) Gece uykusunun en kaliteli olacağı saatler akşam 22.00 ile sabah 06.00 arasıdır. Vücut kendini gece 23.00 ile 01.00 arası yeniler. Bu saatlerde uyanık olmamakta fayda var.

4) Yatağa girerken çorap giymeyi ihmal etmeyin, çünkü ayaklar, vücudunuzda ilk ısı kaybeden bölgedir, ve bu uykuya dalmayı güçleştirebilir. Ayaklarınızı sıcak tutmak, uyku ilacından daha etkili olabilir.

5) Gün içinde aldığınız kafein miktarını azaltmaya çalışın. Öğlen içtiğiniz bir bardak kahve bile gece sizi uyutmayabilir.

6) Düzenli olarak spor yapanlar, yapmayanlara göre çok daha kaliteli ve düzenli bir uyku çekerler. Spor yaptıktan sonra enerjiniz artıyorsa, sabah saatlerinde yapmanız daha iyi olacaktır.

7) Bazı besinler uyumanıza yardımcı olur; süt bunların başında gelir. Ton balığı, kalkan balığı, enginar, badem, yumurta, şeftali, ceviz, kayısı, kuşkonmaz, yulaf, patates ve muz, uyku getiren diğer besinler. Mümkünse saat 20.00′den sonra hiçbir şey içmeyin. Bu, gece yatarken sık sık tuvalete kalkmanızı önler.

8) Odanız karanlık, rahat ve sessiz olsun. Işık ve ses, çoğu insanın uykusunu kaçırır. Bu nedenle odanızda bilgisayar ve televizyon bulundurmamaya çalışın. Gece kalkarsanız ana ışık kaynağını açmayın, gece lambasını açın. Odanız çok sıcak ya da soğuk olmasın.

9) Sigarayı azaltın. Yatmadan sigara içince kendinizi gevşemiş gibi hissetseniz de, bir süre sonra uykusuzluğa neden olur. Nikotinin etkisi tıpkı kafein gibidir ve vücudunuzda 14 saat etkili olur.

 

KEDİOTU
Kediotunun küçük pembe-beyaz çiçekleriyle çekici bir görüntüsü vardır fakat köklerinin kokusu pek hoş değildir.Bu koku kedilerin çok hoşuna gider,bitkinin toprağını kazıp kökünü çıkarmaya çalışırlar.Bu yüzden bitkiye kedi otu denmiştir. Uykusuzluğa ondan daha iyi gelen bir bitki henüz bulunamamıştır. Kediotu kökünü, yatmadan 1 saat önce 2 kapsül alabilirsiniz. Ya da kediotunun çayını, tabletlerini ya da sıvı ekstrelerini kolaylıkla bulabilirsiniz.
PAPATYA
Sakinleştirici etkisi vardır, uykusuzluğa çok iyi gelir. Sinir sistemin rahatlatmak ve bitkinliği gidermek için papatya banyosundan oldukça iyi sonuç alınabilmektedir. Banyo suyu için 4 avuç dolusu papatya kaynamış suya konur ve normal çay gibi demlenir ve ılıması beklenir. Papatya çayı için de bir tutam papatya 1 bardak kaynamış suda haşlanır ve 10 dakika demlenir.
LAVANTA
Lavanta kokusu, sinir sisteminizi gevşetir ve sizi uyanık tutan stres hormonlarını azaltır. Ayrıca lavanta kokusu, beyni rahatlatan alfa dalgalarının üretimini çoğaltır ve dolayısıyla uyumanıza yardımcı olur. Özellikle depresyonla ilgili aşırı sinirlilik durumunda yatıştırıcı olur. Dilerseniz lavanta yağı ile duştan sonra masaj yapabilirsiniz, bu gevşemenize yardımcı olacaktır.
KEREVİZ SAPI
Çok yaygın olarak bulunmayan bu kereviz cinsinin uykusuzluğa iyi geldiği bilinmektedir. Kereviz saplarını isterseniz çiğ olarak, isterseniz ince ince doğrayıp çorbalara veya salatalara ilave ederek kullanabilirsiniz.
ŞERBETÇİ OTU
Maya otu ya da bira otu olarak da bilinir. Uykusuzluğunuz, adet dönemin ya da menopoz ile ilgiliyse, şerbetçiotu hormonlarınızın seviyesini dengeleyecektir. Bir tatlı kaşığı dolusu ince kıyılmış şerbetçi otunu, orta boy bir su bardağı kaynamış sıcak suyla haşlanır. 10 dakika demlendikten sonra süzülür. Gün boyunca 3 bardak taze demlenmiş çay içilebilir. Çayını içtikten sonra bir tül bir kesenin içine şerbetçiotlarını koyup, yastığınızın altına da koyabilirsiniz.
OĞUL OTU
Halk dilinde limon nanesi, melisa ya da kovan otu olarak da bilinen oğul otunun iç açıcı bir kokusu vardır ve sinirlerin yatışmasına yardımcı olur. 2 ya da 3 çay kaşığı dolusu ince kıyılmış oğul otuna 1 bardak kaynamış su eklenir. 10 dakika kadar demlendikten sonra süzülür. Bitki kesinlikle kaynatılmamalıdır. Dilerseniz bal ile tatlandırarak, günde 3 ya da 4 bardak içilebilir. Yatmadan önce içilmesi tavsiye edilir.

Kaynak: on5yirmi5

YAŞLANMAYI KUŞBURNU İLE ÖNLEYİN….

 

Kuşburnu Yaşlanmayı Geciktiriyor!

Kuşburnu bitkisi, insan sağlığı üzerindeki önemli etkileri sayesinde binlerce yıldan beri birçok kültür tarafından kullanılıyor. Vitamin ve minareler bakımından oldukça zengin olan kuşburnunun, insan sağlığına zararlı hiçbir pestisit ve ağır metal içermiyor.

Kuşburnunun en yüksek oranda C vitamini ve mineral maddeler açısında yüksek oranda fosfor ve potasyum içerdiği söyleyen Diyetisyen E. Funda Tuzgöl, hiç bilinmeyen faydalarını da sıralıyor.

A vitamini olan karoten, B1 B2, E ve K vitaminleri de içermektedir. Mineral madde yönünden de zengin olup yapısında sodyum, kalsiyum, magnezyum, demir, mangan, bakır, çinko gibi katyonlar yanında, sülfat, klorür, nitrat gibi anyonlar da bulunmaktadır.

Kuşburnu Her Derde Deva…

• Dokulardaki sertleşmelere ve kemik erimesine karşı tedavide,
• Bulaşıcı hastalıklarda,
• Profilaksi ve C vitamini eksikliğinin tedavisinde,
• Ateş, genel yorgunluk sırasında ve immün sistemin güçlendirilmesinde,
• Gastrik spazımda, gastirik asit eksikliğinde ve ülserden kaynaklanan şişkinliğin önlenmesinde,
• Bağırsak hastalıklarında ve ishalin önlenmesinde,
• Safra kesesi taşlarının önlenmesinde,
• Gut hastalığında, ürik asit metabolizma bozukluklarında,
• Kireçlenmelerde, siyatiklerde,
• Diyabette kan şekerini düzenlemede,
Karaciğer iltihabını gidermede,
• Gözleri kuvvetlendirmede ve gece körlüğünü önlemede (göz banyosu şeklinde),
• Grip, sekresyonun azaltılmasında, solunum yolları enfeksiyonunda ve öksürük tedavisinde,
• Genel enfeksiyonlar, kabızlık, safra kesesi, böbrek ve mesane rahatsızlıklarında,
• Romatizmada ve bulaşıcı hastalıkların tedavisinde,
• İştah açmada,
• Vücudun yaşlanmasını geciktirmede,
• Tansiyonu düzenlemede,
• Hemoroit tedavisinde,
• Sindirim sistemimizde bulunan bazı parazit yapıların atılımını kolaylaştırmada,
• Kemik kırılmalarında, raşitizmde, vücudun bağ dokularını güçlendirmede,
• İrinli yaralarda, selülitte, akne ve cilt bozukluğunun giderilmesinde, yara iyileştirici olarak ve yanıklarda,
• Kanser ve bazı rahim hastalıklarında, kanamalarda, hamilelik dönemindeki kramplarda ve menapoz tedavisinde,
• Kanı inceltme, kan devir daimini hızlandırmada ve toksinleri çözmede,
• Çeşitli kanamalarda (hemorojik diatez), kansızlıkta, ve kanı temizlemede,
• Kavrama yeteneği ve beyin fonksiyonlarını güçlendirmede,
• Stresin azaltılmasında etkili olduğu bilinmektedir…

alıntı

ELMANIN İNANILMAZ FAYDALARI…

 

 

1- Halk arasında detoks diye bilinen, detoksifikasyon vücudun kendine zarar veren toksik maddeleri atması anlamına gelir. Elma bu konuda en büyük yardımcılardan biridir. Her gün yeme listesine dahil edilmelidir.

2- Elma kilo vermenize yardımcı olur. İçinde bulunan doğal metabolizma güçlendiriciler vardır. Gıdaları sindirmenize yardımcı olur.

3- Güçlü ve sağlıklı diş etleri için gerekli olan C vitamine sahiptir. Ağzınızda yüksek miktarda tükürük oluşmasını sağlar. Yani elma yemek ağzınız için sağlıklıdır.

4- Bağışıklık sisteminizi güçlendirir. Vücudun daha hızlı yenilenmesine yardımcı olur. Özellikle kırmızı elmada kuersetin denilen bir antioksidan bulunur ki; bedeninize sağlık getirir.

5- Son yapılan çalışmalar, antioksidan içeren meyvelerin göz sorunlarında önlemeye yönelik başarısını bulmuşlardır. Elma gözlerinizi korur ve kataraktın oluşumunu engellemede destek olur.

6- Hemoroidin ne kadar büyük bir sorun olduğunu çekenler bilir. Elma, dışkıyı yumuşatan liflere sahiptir. Tuvalete gitmekte zorlanıyorsanız, elma size yarar sağlar.

7- Yapılan araştırmalar, elmanın beyin fonksiyonları üzerinde önemli etkileri olduğunu gösteriyor. Beyni aktif tutmak için elma yiyin.

8- Parkinson, beyinde oluşan bir hastalıktır ve bilim adamları bu hastalığa zararlı serbest radikallerin neden olduğunu söylüyorlar. Elma beyni koruyarak serbest radikallerle savaşmakta güçlü bir yardımcıdır.

9- Elmanın en büyük yararlarından biri kanserle savaşmasıdır. Pankreas kanseriyle mücadelede %23 riski azalttığı tespit edilmiştir. Elma kabuğunda bulunan maddeler karaciğer, meme, akciğer ve kolon kanseri mücadelede önemli bir yardımcıdır.

10- Ne yazık ki, kötü beslenme sonucu oluşan kolesterol, elma ile %16 oranında düşüş sağlar. LDL kolesterolü düşürebilme özelliğine sahiptir.

11- Kalp sağlığını korumak için büyük destekçilerden biridir. Temiz arterler ve kan akışında sağlık için elma yiyin.

12- Araştırmacılar günde 2 elma yiyen kadınlarda tip2 diyabetin daha az geliştiğini buldular. Şeker hastalığından korunmanın yollarından biri elma yemekten geçiyor….

alıntı

BAŞ HARFİNİZ KİŞİLİĞİNİZİ ANLATIYOR..! HARFLERİN ANLAMLARI…

A

A harfi alfabedeki diğer harflerden farklı bir konumdadır. Onlardan daha enerjik, fevri ve lider… İsmi A harfiyle başlayan insanlar kendilerinden emindirler ve başkalarından akıl almak yerine kendi bildiklerini okurlar. Mantıkları ön plandadır; otoriter tavırları onları doğuştan lider yapar.

İsminin baş harfi A ile başlayanlar ya da isminin içinde birden fazla A bulunanlar bu özellikleri yoğun bir şekilde içlerinde barındırırlar. Hızlı hareket etmeleri ve meydan okuyan halleri onları ele verir. Hayal kırıklığına uğramaktan nefret ederler ve böyle bir durumda çabuk sinirlenirler.

B

Hassas, kırılgan ve içe dönük… İsim başı olduğu zaman sonraki harflere tüm enerjisini verir. İsmi B harfiyle başlayanların sezgileri oldukça kuvvetlidir. Huzur ve uyum tek amaçlarıdır. Bulunduğu ortamda barış olmasını isterler. Arkadaş canlısı, ev hayatını seven, sempatik bu insanlar ağır hareket ederler. Fakat attıkları adımlar güvenilir ve sağlamdır.

İsminin son harfinde “b” olanlar genellikle başladıkları işleri geç bitirirler. Fakat mutlaka en iyi işi çıkarmış olurlar. Güzelliklere ve sevilmeye düşkündürler.

C

Aynı anda birkaç işle uğraşan, dikkatleri çabuk dağılan ve sıkılan, canlı ve neşeli insanlar. İsmi C ile başlayan insanlar yaratıcı özellikleri gelişmiş, eğlenceli ve iletişimi kuvvetli insanlardır. Özellikle el becerileri çok kuvvetlidir.

Yarım daire andıran bu harfin insanları kendilerini zaman zaman eksik hissederler ve diğer yarılarını bulmaya çalışırlar. Bu da onları sürekli bir arayışa iter. Değişim onlar için kaçınılmazdır. Sabırsız olmaları en büyük eksikleridir. İsmi “c” ile bitenler başladıkları işleri bitirmekte zorlanırlar çünkü çabuk sıkılırlar. Yarım bırakma huyları çok fazladır.

Ç

Enerjisi yüksek bir harftir ve Ç harfi insanlarının en büyük özellikleri sabit fikirli olmalarıdır. İnatçıdırlar, kendi düşüncelerinin doğru olduğuna inanırlar. Oldukça zekidirler ve çabuk olgunlaşırlar.

Hedefleri daima yüksektir. Amaçlarına ulaşmak için, değer verdikleri insanlardan yardım istemekten çekinmezler. Ama kendileri zaten başlı başına bilgi küpüdürler. Her konuda söyleyecekleri bir şeyleri vardır.

D

Evrenden aldığı enerjiyi sadece kendisine kullanan D harfi insanları, oldukça yardımseverdirler. Numerolajik olarak 4 rakamına denk geldiği için D harfi, dengeyi ifade eder. Aynı zamanda Ay’ın etkisindedirler ve bu gezegenin enerjisini taşırlar. Bu yüzden duygusal durumları çabuk değişir ve aile hayatına düşkündürler.

Sevgi ve şefkat onlar için önemli kavramlardır. İnatçı olmaları ise onların en kötü özelliğidir. Bildiklerinden şaşmazlar ve iletişime kendilerini kapatırlar.

E

Sıcak kalpli, sevgiden beslenen ve şefkatli insanlar. E harfi insanı enerjisi çabuk tükendiği için atak olmaz. Ama özgürlüğüne aşırı derecede düşkündür. Bu yüzden kimi zaman asi tavırlar sergileyebilir. Bu harf Merkür ve İkizler burcu etkisinde olduğu için, iletişim ve zeka en belirgin özelliğidir.

Hayal güçleri o kadar kuvvetlidir ki, bazen gerçekle düşü birbirine karıştırır. Sevinç ve üzüntü onlarda aynı anda yaşanır. Zorlayıcı bir kişiliğe sahiptirler. Fırsatlara hemen atlayıp, aceleci tavırları yüzünden yanlış yapabilirler.

F

F harfi ona gelen enerjiyi geri çevirir. İsminde F harfi olanlar sorumluluk sahibi, yardımsever, sakin ve yaratıcı insanlardır. Depresyon ve melankoliye meyilli olsalar da, genellikle idealleri uğruna yılmadan mücadele ederler. Aşkta ise romantik ve baskıcıdırlar. Yönlendirmeyi severler.

Numerolojik karşılığı 6 olduğu için bu harfin insanları aşkı temsil eder. Güneş gibidirler; etrafa ışık saçarlar. Fakat bazen yakıcı olabilirler, her an patlamaya meyillidirler.

G – Ğ

Etrafı sarıp sarmalayan enerjileri ile mükemmeliyetçi ve titizdirler. Onlar için her şey tam olmalı. Detaycı oldukları kadar araştırmaya da yatkındırlar. Başkalarının düşüncelerini oldukça önemserler. “Başkaları ne der” diye düşünmeden edemezler.

Hayalperest olmaları, yaratıcı fikirler üretmelerini sağlar. Ya çok tembel olurlar ya da çok çalışkan… Hayatın zorluklarından korkmazlar.

H

H harfi insanları işkolik ve başarı odaklı insanlardır. Numerolijide 8 rakamına tekabül ettiği için, yaratıcı ve güçlü oldukları gözlenir. Zaten ilk bakışta onların ne kadar sağlam ve güçlü bir karaktere sahip olduklarını anlayabilirsiniz.

Para kazanmak, servet sahibi olmak en büyük arzularıdır. Daima önde olmayı isterler. Zaten disiplinli yapıları onları zirveye kolayca taşır.

I-İ

Sevgi hayatlarında en önemli şeydir. Beğenilmek ve takdir edilmek isterler. Venüs tarafından yönetilen I-İ harfi insanları aşkı arzularlar ve fiziksel temas kurarak iletişimi sağlarlar. Sezgileri ise oldukça kuvvetlidir.

Her konuda bir denge ve adalet arayan bu insanlar merhametli yönleriyle tanınırlar. Duygusal iniş çıkışları ise onları moral olarak yıkabilir. Kalpleri dolu olduğu sürece hayatlarındaki her şeyi yoluna koyabilirler.

J

Enerjiyi sürekli alan ve dağıtan J harfi, 1 rakamı ile temsil edilir. Bu da onu lider ve öncü yapar. Alfabenin en güçlü harflerindendir. İyi bir oyuncudurlar, kontrol etmeyi severler ve kendilerine çok güvenirler.

Vizyon sahibi, atılgan ve cesur J harfi insanları Jüpiter tarafından yönetilirler. Bu da onlara iyimser bir hava katar. İnsanlara yol göstermeleri ve onları eğitmeleri en sık yaptıkları şeydir.

K

Onun için alfabenin kariyer yapan harfidir desek yeridir. Başarılıdırlar, saygı görmeye ihtiyaçları vardır. sıra dışı düşünceleri onları uçlarda yaşayan insanlar haline getirir. Mahremiyet ise en önem verdikleri konudur. Kendine ait sırları vardır.

Eğer içindeki potansiyeli dışarı aktaramazsa, utangaç ve içedönük bir karaktere bürünürler. Ayrıca toplumdan memnun olmayan ve tatminsiz biri haline de gelebilirler.

L

Venüs’ün sevgisini içinde barındıran L harfi insanı, adeta bir sanatçı gibi duyarlı ve ahenklidir. Kendilerini çok iyi ifade ederler. Sosyalleşmek onlar için önemlidir. Kalabalık ortamlarda bulunmayı ve kendilerini göstermeyi severler.

İnsancıl yanları her zaman ağır basar. Haksızlıklar karşısında direnirler. Aşka aşık oldukları kadar, romantiktirler. Ara sıra sakarlıklar yapabilirler. Görünmez kazalar hep onları bulur.

M

Evrenden aldığı enerji çok iyi dağıtır. Gezegeni Ay, rakamı ise 4’tür. Manevi yönü güçlü, sabit, sağlamcı ve güvenilirdir. Doğuştan anaçtır. Sevdikleri için yapmayacağı şey yoktur. Onlar için işkolik diyebiliriz. Kendilerine güveni tamdır, başaramayacağı şey yok gibidir.

Ticari zekaları gelişmiştir. Parayı nereden kazanacaklarını çok iyi bilirler. Sürekli hareket halinde olmak isterler. Aşkta ise oldukça hassas ve duygusal bir yapıdadırlar.

N

Toplum kurallarına uymakta zorlanan, farklı düşünceleri olan insanlardır. Merkür tarafından yönetildiği için hızlı hareket eder, hızlı düşünür ve hayal gücünü pratiğe dökebilirler. Mükemmele ulaşma amacındadırlar.

Duyguları çabuk değişir, sık sık aşık olabilirler. Utangaç tavırlarına bakarak onların içe dönük olduğunu düşünebilirsiniz fakat göründükleri gibi değildirler. Aşkta tutkulu ve eleştirel bir yapıdadırlar. Eleştirmeye bayılırlar.

O – Ö

Dışarıdan aldığı enerjiyi içinde saklar, dışarıya kapalıdır. Bu da onu biraz bencil gösterir. Fazla duygusal oldukları için kıskançlığa da yatkındırlar. Sevdiklerini çok sahiplenirler. Ama yine kendi istekleri ağır basar. Empati yetenekleri pek gelişmemiştir.

İnatçılıkları bazen insanları sinirlendirecek noktaya ulaşır. Başarılı olmayı dilerler. Azimle çalışırlar ve istediklerini elde ederler. İnsanların hayranlıklarını kazanmak isterler ve pohpohlanmak hoşlarına gider.

P

Kendine güveni tam olan P harfi insanı mesafeli ve gizemlidir. Çevresinde gelişen olayları takip etse de, eğer kendi işine engel oluyorsa ilgilenmekten vaz geçer. Kimi zaman bencil tavırlar sergileyebilir. “Benim” dediği her şey onun için değerli ve özeldir.

Numerolojik değeri 7 olan bu harf, gücü temsil eder. Kendinden emin olduğu için toplum içinde lider olmak ister. Sevgilisini de toplum içinde saygı gören, kendine bakan, güzel insanlardan seçer.

R

Evrenden aldığı enerjiyi kendine çeken R harfi, 9 rakamıyla özdeştirilir. İnsancıl yönleri ağır basar. Barıştan yanadırlar. Mantıklı hareket etmeleri az hata yapmalarını sağlar. Pratik zekalıdırlar, hızlı hareket ederler. Fakat bazen o kadar çok şey düşünürler ki, sonunda karar vermekte zorlanırlar.

Olumsuz özelliklerinin başında aniden öfkelenmeleri gelebilir. Fakat saman alevi gibidir bu sinir; çabuk söner. Kimi zaman hoşgörüsüz hareketlerde bulunabilirler. Güçlü ve saygın insanlardan hoşlanırlar. Güzellikten ziyade, zeka onlar için daha önemlidir.

S – Ş

Satürn tarafından yönetilen S-Ş harfi insanı, güçlü ve sağlam yapısıyla tanınır. Mücadele etmekten çekinmez ve zorluklar karşısında çabuk yılmaz. Üretken olduğu için el attığı her işte farklılık yaratır. Toplum tarafından bilinmek, tanınmak ister.

Karizmatik yapısı, sıcakkanlı davranışları onu sempatik bir hale getirir. Duygusaldırlar, kırılmaktan korkarlar. Karar alma aşamasında zorlanabilir, ani tepkiler vermeye meyillidirler. Para kazanmakta ise doğal bir yetenekleri vardır.

T

Neptün etkisindeki T harfi insanları hayalperest yönleriyle tanınırlar. Bazı şeyleri iç dünyalarında yaşamak onlara daha kolay gelir. Bir yandan şefkatli ve duyarlı iken, tanımadığı insanlara karşı mesafeli ve soğuk olabilir.

Hassas olması, çabuk kırılmasına neden olur. Herkesin lafını kafaya takabilir. Manevi yönü çok gelişmiştir. Zaman zaman yaşadığı hayal kırıklıkları iş hayatına da yansır. Dış etkenlere oldukça açıktırlar.

U-Ü

Alfabenin son sesli harflerinden U-Ü nün yönetici gezegeni Jüpiter’dir. Elementlerinde ateş olması bu kişilerin tutkulu ve şanslı olduğunun işaretidir. Yetenekli ve sezgileri kuvvetlidir. İç seslerine güvenirler. Sabırlı ve paylaşımcı özellikleri ağır basar.

İsminin ilk harfi U-Ü olan kişilerin öne çıkan olumsuz yönü, bireysel kararlar alması olduğu gibi kararlarından tereddüt yaşamalarıdır.

V

V harfi 4 rakamıyla temsil edilir. Birleştirme, başlangıçları ifade eder. Yönetici Gezegeni Uranüs’ün etkisiyle başkaldırma ve kendi bildiği yolda hareket etme isteğini içinde barındıran kişilerdir. Bir sonraki hamlesi tahmin edilemeyen şaşırtıcı kişilikleri vardır.

İsminin ilk harfi V olanlar kimi zaman acımasız tavırlar gösterebilirler. Bireysel davranmaktan hoşlanırlar. Yeniliklere karşı duyarlı ve isteklidirler.

Y

Y alfabenin son harflerinden olup numerolojik değeri 7’dir. Gizemleri ve sırları temsil eder. Bağımsızlıklarına önem verirler. Baskı altında yaşamak onlara göre değil, kısıtlamaya gelemezler. Düşüncelerini ifade etme teknikleri ile öne çıkarlar.

Hafızaları kuvvetlidir. Kolay kolay unutmak bir kenara yıllar üstesinden geçmiş olsa bile dün yaşanmış gibi net bir şekilde anlatırlar. Depresif yönleri ağır basar.

Z

Alfabenin son harfi olan Z gücün harfe olan yansımasıdır. Kuvveti ve sağlamlığı simgeleyen Z harfini isminde barındıran kişiler hedeflerine bağlı, inançlı kişiliğe sahiptirler. Aşka aşıktırlar, acı çekeceklerini bilseler de aşık olmaya devam ederler.

Z harfi samimi ve hareketiyle hayatın pozitif yanını aktarır. Beklentileri yüksek, duyarlı insanlardır. Naifliğin yanı sıra pratikliği ile şaşırtıcı özellikleri vardır. Neptün’ün etkisinde oldukları için hayal kurmayı severler ve gizemli taraflarıyla ön plana çıkarlar.

—–TÜRKİYELOJİ-SAYFASI—–

Porto’da Yumurta Tatlısı…

IMG_6049

IMG_6035

IMG_5990

IMG_5968

IMG_5940

IMG_5842

IMG_5822

IMG_5821

IMG_5784

IMG_5713

760819[1]

imagesCABJUSU5

 

Uzun süredir yeni bir yere gitmemiştim ve açılışı Portekiz’in hüzünlü ama sempatik şehri Porto’ya giderek yaptım.

Şehre ayak basar basmaz Katherina Caddesi üzerindeki Meşhur Majestic Cafe’ye gittim. Hava da güzel olduğundan dışarda yer bulmak mümkün olmadı süklüm püklüm garsonun peşinden içeri girerek oradaki kalabalıktan biri oldum. Piyano sesi kulağımda bir şiir gibi yankılanırken, yörenin meşhur tatlısı ‘’pasteles de nata’’ yı ve kahvemi söyledim. Kahve tam benim damak zevkime uygun burada. Sütlü ve kolay içimli. Tatlı ise safi yumurtadan yapıldığı için yumurta yumurta kokuyordu, ve kalmasın diye bitirdim. Sonra da insanlar bu tatlıda ne buluyor diye turun sonuna kadar seyrettimJ

Katherina caddesindeki salınmam bitince tamamen demirden yapılmış Ponte Lus köprününü görmeye gittim. Bu köprü Effiel kulesini de yapan Gustave Effiel tarafından 1887 yılında yapılmış. Görünüşü beni biraz korkutsa da fotoğraflarını çekmekten geri kalmadım.

Arkasından St.Bento tren istasyonuna geçtim. Portekize özgü Azulej seramiklerinden yapılmış, mavi rengin hakim olduğu ve bütün duvarı kaplayan birbirinden güzel eserleri uzun süre seyrettim ve bu kadar kültür turu yeter diyerek nehir kenarına (Rio Daro nehri) inip oradaki lokantaların birine oturdum ve etrafı seyretmeye başladım. Küçük küçük açılan hediyelik eşya tezgahları, önlerinde durup hediyelik eşye bakan ve pazarlık yapan turistleri, karnını doyuran bir horozu, karşıdaki evleri derken yemeğim geldi…

Yemeğim ne mi; tabi ki yörenin ünlü ‘’morina balığı Bacalhau’’ ve yanında ‘’Porto’’ şarabı .Porto şarabı bizim bildiğimiz şaraba benzemiyor tatlı tatlı bir tadı var. Denemeye değer derim. Ve gözüm eskiden şarap fıçılarını taşıyan Rabelo adı verilen yöreye özgü teknelere takıldı. Vee kendime’’ e ne duruyorum hadi bir nehir turu yapsana’’ dedim. Ve nehir boyu sıra sıra bekleyen teknelerden birine bindim. Kulaklığı kafama takıp açıklamaları dinleyeyim dedim fakat içim o rutin konuşmadan çok bayıldığından kulaklığı çıkarıp, tekne de bir ileri bir geri koşturup, fotoğraf çekmeyi, yamaç boyu rengarenk dizilmiş evleri seyretmeyi tercih ettim.

Teknenin beni bıraktığı yerden de şehrin yukarı bölümüne teleferikle çıkmaya karar verdim. Oldum olası yükseği sevdiğim için teleferiğe binmekten çok keyif aldım. Bütün şehri doya doya seyrettim. İçime çektim.

Aşağı inince de dünyanın en güzel kütüphanesi olarak kabul edilen ‘’lello’ya gittim. Burada fotoğraf çekmek yasak işaretlerini görünce hayal kırıklığına uğradım ama bana yasak sökmez diyerek ve elim titreyerek birkaç foto çektim. Yani burayı sizlerle paylaşmasam olmazdı çünkü gerçekten muazzam bir görüntüsü vardı. O merdivenler, giriş, kitapların dizilişi, yerdeki parke ne bileyim her bir şeyi beni büyüledi. Bu hızlı Porto girişinden sonra sıra otobüsle Lizbon’a gitmek var.

Not: Bu arada tabi ki Ginja marka vişne likörüde bavulda yerini almış bulunmakta…

Sağlıcakla,