Bir Tane Kayısıda…

1 TANE KAYISI

1- Beynin daha düzgün çalışmasını sağlar, stresi azaltır.
2- Karaciğerin tahrip olan kısımlarının tamiri için kayısı tavsiye edilir.
3- Kemikleri geliştirir.
4- Dişlerin sağlamlığını ve kuvvetliliğini artırır.
5- Kan yapımını artırarak kansızlığa engel olur.
6- Mide ve on iki parmak ülserine iyi gelir.
7- Böbreklerdeki taş teşekkülünü engeller.
8- Üreme sistemi üzerinde olumlu etkiye sahiptir.
9- Ümmün sistemi kuvvetlendirici ve kansere karşı koruyucu bir etkiye sahiptir.
10-Kalbi kuvvetlendirir ve muntazaman çalışmasını sağlar
11-Cildi, mikrop ve mantarlardan korur, güzelleştirir.
12-Deriyi korur ve yaraların tedavi edilmesinde birebir besin aracıdır.
13-Gözlere parlaklık verir.
14-Bağırsak tembelliğini giderir.
15-Kansere karşı koruyucu bir etkiye sahiptir.
16-Fazla kiloları önler
17-Safra bezlerini temizler.
18-Basura faydalıdır.
19-A,B,C vitaminleri, protein, bol miktarda şeker ve madensel tuzlar içeren bir meyvedir.
20-İştah açar, kan yapar, bedensel ve ruhsal yorgunlukları alır.
21-Sinirleri güçlendirir.
22-Kabızlığa iyi gelir (aç karnına yenildiğinde hem de her haliyle; kuru, taze yada kompostosu, reçeli, hoşafı…)
23-Yanınızda kayısı bulundurun, çünkü böylece açlıktan kan şekeriniz düştüğünde kayısı yersiniz

Buda’dan yaşam felsefenizi değiştirecek 20 hayat öğretisi

Budizm öğretisi, yaşam hakkında güzel dersler çıkarabileceğimiz bazı güçlü felsefeler ve bakış açıları barındırır.  Bugün sizlerle, birçoğu Buda’nın sözleri olan ve Budizm öğretisinin ana felsefesini oluşturan 20  ilginç ve öğretici bilgiyi paylaşacağız.

BUDA

İşte Buda’dan yaşama bakış açınızı değiştirebilecek güçteki 25 öğretici ders;

1. Sevgi her şeyin ilacıdır.

 “Nefretin açtığı yaralar nefretle tedavi edilemez. Ruhta açılan yaraları tedavi edebilecek tek güç sevgidir ve bu, yaşadığımız evrenin en temek kuralıdır.’’

2. Sizi siz yapan söyledikleriniz değil, uygulamaya geçirebildiklerinizdir.

“Birini sırf çok konuştuğu için bilge olarak tanımlayamazsınız. Kişinin bilgeliği ancak içindeki huzur, sevgi ve cesaretle ölçülebilir.’’

3. Sağlıklı yaşamın sırrı, anı yaşamakta gizlidir.

‘’Geçmişe takılıp kalma, geleceğin hayalini kurma. Zihnini yalnıca içinden bulunduğun ana odakla ve yaşa.’’

‘’Bedensel ve ruhsal olarak sağlıklı olabilmenin sırrı ne geçmişin yasını tutmakta, ne de gelecekle ilgili endişe duymakta. Sağlıklı olabilmenin sırrı bilgece ve farkında olarak anda yaşamakta.’’

4. İçine dönebilen herkes görünmeyeni görmeye başlar

“Sonsuz huzura giden yol göklere değil, yüreğe uzanır.’’

5. Kelimeler hem silah hem de merhemdir.

“Kelimeler bir insanı hem yaralayacak hem de iyileştirebilecek güce sahiptir. Hatta doğru ve ince olabilenleri, dünayayı bile değiştirebilir.’’

6. Akışına bırak, istediğin her şey sana gelir.

“Sürekli çevresinde dönüp durduğun şeyi en çabuk kaybedersin.’’

7. Kimse hayat yolunuzu sizin için yürümez

“Bizi kendimizden başka kimse kurtaramaz.. Hepimiz kendi yolumuzu kendimiz yürümek zorundayız.”

8. Mutluluk paylaşıldıkça çoğalır.

“Binlerce mum, tek bir mumun ışığıyla yanabilir ve o mumun ömründen hiç bir şey götürmez. Mutluluk da mum ışığı gibi paylaşıldıkça çoğalır.’’

9. Çevrenizdekilere karşı yardımsever olun.

 “Zengin ya da fakir…Herkesin başa çıkmaya çalıştığı problemler var. Bazılarınınki çok, bazılarınınki az.’’

10. Sizeden inanmanız beklenen şeyleri sorgulayın.

“Herhangi bir şey yalnızca öyle duyduğunuz için öyle olmak zorunda değil. Duyduğunuz şeylere ne kadar çok kişi inanıyor olursa olsun koru koruna inanmayın. Dini kitaplarda yazdığı için, deneyimli insanlar söylediği için ya da gelenekleriniz bunu gerektirdiği için inanmayın. Gözlem ve analiz yapın. Düşündüğünüz şeyin sebeplerini araştırın ve olası sonuçlarıyla ilgili çıkarımlarda bulunun. Deneyimleyin ve kendi deneyimlerinizle öğrenin.’’

12. Cesur olun

“Var olmanın en büyük sırrı korkusuz olmaktır. Geleceğin size getireceklerinden korkmayın. Korkularınız yüzünden başkalarına bağımlı yaşamayın. Cesur olmak özgürlük kilidinin anahtarıdır. ‘’

13. Gerçekler bir şekilde gün yüzüne çıkacaktır.

“Hayatta asla gizlenemeyecek 3 şey vardır: Güneş, ay ve gerçekler.’’

14. Zihninizin kontrolünü sağlayamazsanız o sizi kontrol etmeye başlar.

“Sağlıklı olabilmek, gerçek mutluluğa ulaşabilmek ve huzuru bulabilmek için zihninizi kontrol edebilmelisiniz. Kontrol edemediğiniz bir zihin sizi kendi karanlığına çeker ve bilgeliğe ulaşmanızı engeller.’’

15. Şüphe ayrıştırır, güven birleştirir.

“Şüphe kadar zihni kemiren başka bir alıkanlık yoktur. Şüphe, insanları ayrıştırır. Arkadaşlıkların ve en büyük aşkların ölümüne sebep olan zehir, şüphedir. ‘’

16. Hayatınızdaki kimseyi kendinizden daha çok sevmeyin.

“Hayatımız boyunca kendimizden daha çok seveceğimiz birilerini arar dururuz. Bu kişiyi çok uzaklarda ararız ancak bize kendimiz kadar yakındır. Hayatta en çok sevmeniz gereken ve sevginizi en çok hakeden kişi kendinizsiniz.’’

17. Herşeyi bilmek, bilgeliktir; kendini bilmek ise aydınlanma.

“Binlerce savaşı kazanmak için savaşmak yerine kendinizi fethetmeyi deneyin. Zafer, sizsiniz.’’

18. Maneviyat bir lüks değil, ihtiyaçtır.

“Tıpkı bir mumun ateş olmadan ışık veremeyeceği gibi, bir insanın da maneviyat taşımadan aydınlanabilmesi mümkün değildir.’’

19. Kıskanmak yerine takdir etmeyi öğrenin.

“Çevrenizdekilerin sahip olduğu iyi şeyleri kıskanmak yerine takdir edin ve daha iyilerine sahip olabilmek için çalışın.’’

20. Huzuru içinizde arayın.

“Huzur içinizdedir, dışarıda aramayın.’’

Buda’nın öğretileri kadar kapsamlı olmasa da, hepimizin yaşadığı deneyimler sonucunda hayatımızla ilgili oluşturduğu bazı değerler ve çıkardığı dersler var. Hayatın her aşamasında hayattan edindiğimiz genel çıkarımlara göz atmak için;

Sizin hayattan çıkardığınız en önemli ders hangisi? Budizm öğretisinden ya da başka herhangi bir felsefeden öğrenmiş olduğunuz bir hayat dersini bizimle aşağıdaki yorum bölümünde paylaşabilir, paylaşımlarımıza katkıda bulunabilirsiniz.

Keten ve Keten tohumu

Keten 30 ila 100 cm boyuna ulaşabilen bir yıllık bir bitkidir. Aslında yabani keten in kültüre alınmasıyla tarımı mümkün olmuştur. Özellikle Akdeniz havzasında yetişir ve yayılım gösterir. Tepeye doğru dallanan yeşil bir gövdeye sahip olan keten ucu sivri olan uzun yapraklara sahiptir. Çiçekleri gök mavisi renginde ve oldukça gösterişlidir. Meyveleri yaz sonlarında olgunlaşır. Meyveler içerisinde 2 adet tohum barındıran sivri yapılı kahve renklidir. Bu bitki özellikle ılıman karakterli iklimleri sevmektedir. Kireçli topraklarda yetişen keten bitkisi tohumları sayesinde üretilebilmektedir.

Keten tohumu neden değerlidir?

Keten tohumunun;

Kolesterolü düşürdüğü, felç ve kanser için iyi bir destek gıdası olduğu,
Sindirim sisteminde mide ve bağırsak iç duvarlarını temizlediği ve
Genelde kabızlığa iyi geldiği,
Özellikle de unutkanlık gibi rahatsızlıklara birebir olduğu bilinmektedir.

Yukarıdaki sayılanlardan farklı olarak keten tohumu;

Kan şekerini ayarlamada,
Bazı deri hastalıklarının iyileştirilmesinde
Bazı yaraların daha çabuk iyileşmesi için destekleyici gıda olarak
Kemik ve destek sistemin kuvvetlendirilmesinde
Bazı solunum yolu rahatsızlıklarında
Deri ve organların dış yüzeylerini örten dokuların yenilenmesine yardımcı olmasında uzun zamanlardan beri kullanılmaktadır.

Keten tohumunun kullanıldığı yerler nerelerdir?

1- Omega–3 içerir hem de yüksek oranda.

Öncelikle ketentohumu yüksek oranda Omega–3 içermektedir. Omega–3 bilindiği üzere daha esnek bir yağ asidi içerir buda hücre zarının daha akışkan olmasını sağlar. Akışkanlığı artan hücre zarında proteinler birbirleriyle daha iyi etkileşime girer. Aslında keten tohumunun hücre zarıyla ilgili rahatsızlıklara iyi gelmesinin esprisi yapısında bulunan Omega–3 yağda yatar. Yukarıda verilenlere dikkat edilirse deri ve iç organların üzerini örten zarlarla ilgili hastalıkların tamamına iyi gelmektedir keten tohumu.

Özellikle balık sevmeyenlerde ve dahası vejetaryenlerde eksikliği önemli olan Omega–3 lerin yerine konulması açısından keten tohumu çok değerlidir.

2. Zayıflatıcıdır.

Keten tohumu ve keten tohumu yağı iki önemli sebepten dolayı zayıflatıcı etkiye sahiptir. Bunlardan birincisi insana tokluk hissi veriri ve yeme dürtüsünü baskılar. İkincisi ise bağırsakların ve sindirim sisteminin daha düzenli ve iyi çalışmasını sağlar.

3- B12 vitamini içermektedir

Yine dışarıdan alınması gereken önemli temel maddelerden birisi de B12 vitaminidir. Bu vitamin açısından oldukça değerli olan keten tohumu yine vejetaryenler için önemli bir besin olmaktadır.

Keten tohumunu nasıl tüketmeliyiz?

Keten tohumunu; yağ şeklinde, taneler halinde veya infüzyon(demlenmiş) şekilde alabilirsiniz.

Öğütülmüş haldeki keten tohumu eğer bir kap içerisinde barındırılmaktaysa yaklaşık 1 ay kadar tazeliğini korumaktadır.

Yok, eğer tohum şeklinde keten tohumu aldıysanız bir bölümünü nemli pamuk arasına alınız ve çimlenmesini bekleyiniz. Eğer keten tohumları çimleniyorsa bilin ki almış olduğunuz keten tohumu tazedir ve rahatlıkla tüketilebilir. (uyarı: Çimlenen keten tohumlarını tüketmeyiniz. Onları atınız )

Diğer yandan yağ halinde tüketilecek olan ürün de güvenilir kanallardan alınmış olmalıdır.

Tane halinde keten tohumu

Bu şekilde alınan keten tohumunun özellikle sindirim sistemini düzenlediği bilinmektedir. Ancak sert tohumlar dişlerle tam öğütülemez ve sindirimi az olur. Genelde 1–1,5 çorba kaşığı sıcak suyla ıslatılarak yoğurt vb yiyecek maddeleriyle karıştırılıp tüketilebilir.

Yağ halinde

Eğer keten tohumu yağı alacaksanız; özellikle küçük şişelerde ve güvenilir yerlerden almalısınız. Aldığınız bu yağı Işık, ısı ve ağır kokulu ortamlardan korumalısınız. Keten tohumu yağı günde 1–1,5 tatlı kaşığı alınabilir. Bazı besinlerle birlikte de alabilirsiniz bu sizin damak zevkinize kalmıştır.

Öğütülmüş halde keten tohumu

Bu konuda dikkatli davranmalısınız. Çünkü almış olduğunuz tozun ne zaman öğütülmüş olduğunu bilemezsiniz. Eğer güvenilir bir yerden almıyorsanız size tavsiyem tohum olarak alın ve çimlendirme tekniğiyle tazeliğini kontrol edin.

Sıvı halinde

Bu şekil keten tohumunun demlenmesi(infüzyon) ile elde edilmektedir. Günlük tüketilebilecek miktarlarda kaynamış suya ketentohumu katılarak yapılır. Fazla beklemeden tüketilmesine özen gösterilmelidir.

Keten tohumu ekstratı kapsülleri(keten tohumu kapsülleri)

Keten tohumunun etken maddelerinin çıkartılmasıyla oluşturulan ticari kapsüllerdir bunlar şifalı bitkiler satan yerlerde ve eczanelerde bulunabilir.

Uyarılar!

Keten tohumunu küçük yaşındaki çocuklara vermeyiniz. Eğer kullanmak istiyorsanız miktarını az tutunuz.
Keten tohumunu emziren ve hamile olan bayanlar kullanmamalıdır. Bu konuda yeterli bilgi mevcut değildir.
Keten tohumunun çokça kullanılması bayanlarda selülite neden olmaktadır. Kullanımı abartmayınız.

En önemlisi: Bu bitkiler mucizelere neden olmazlar destekleyicidirler asla ilaç yerine geçemezler. Hastalık hallerinde mutlaka doktorunuza başvurunuz

Dibe vurmadan yüzeye çıkamazsın

“Dibe vurmadan yüzeye çıkamazsın”sözü, bana daraldığım zamanlarda yol göstericim olmuştur.Böyle zamanlarda bilirim ki aydınlık günler yakındadır..Çünkü her sorunun, mutlaka bir çözümü olduğuna inanırım..Bir de bakmışsınız ki biraz evvel karalar bağladığınız o sorun, sorun olmaktan çıkmış bambaşka umuda yelken açmışsınızdır bile..Hayatın kendisi bu değil midir ?. İnişler ve çıkışların içinde, üzüntü ve sevinç kol kola yol alır..Yeter ki bizler inançlı ve sevgi dolu olmayı elden bırakmayıp, hayata hep umutla bakalım..
Anka kuşu gibi yeniden küllerimizden doğabiliriz..Hem de her zaman..
Serap Özger

Öfke karaciğeri, kırgınlık kalbi vuruyor

Öfke karaciğeri, kırgınlık kalbi vuruyor

Hastalıkların temelinde yatan nedenler çoğunlukla beslenme, düzensiz yaşam gibi faktörler olarak bilinse de aşırı olumsuz duygu ve düşünceler de organları yorarak hastalıklara davetiye çıkarabiliyor. Bunların başında da öfke ve kırgınlık geliyor.

Duygular sadece saklandıkları zihinde değil iç organlarda da önemli hasarlara neden olabiliyor. Hatta en güzel duygulardan biri olan neşenin aşırısı bile kalbi yorabiliyor. Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Birsel Kavaklı, duyguların organlar üzerindeki etkileri hakkında bilgi verdi.

Aşırı öfkenin karaciğere zarar verdiğine dikkat çeken Kavaklı, olumsuz duyguların hastalık yaratmasındaki sebebin, stres hormonlarının artarak organların işlevlerini kaybetmesi olduğunu söyledi.

Kronik hastalıkların temelinde öfke, üzüntü gibi olumsuz duygular yatabildiğine değinen Kavaklı, duyguların organlar üzerinde ki etkileri hakkında şunları aktardı:

“Aşırı alkol kullanımı, bilinçsiz ilaç kullanımı nasıl karaciğeri tahrip edebiliyorsa aşırı öfke ve kızgınlık gibi duygular da karaciğere zarar verebilmektedir. Aşırı öfke durumlarında mide bulantısı, kramplar, baş ağrıları görülebilmektedir.

Güzel duyguların organları etkileyerek işleyişine katkıda bulunduğu kötü duyguların da işleyişini negatif yönde etkilediği bilinmektedir. Aşırı panik, nefret, kırgınlık, neşe gibi duygular kalp ritmini etkilemektedir. Kaygı ve stres anında kalp ritmi de artar ve vücuda daha fazla kan pompalanmaya başlanır.

Neşeli olmak gayet güzeldir ve bu duygu normal şartlarda insana son derece faydalıdır. Kan dolaşımının düzgün olmasını da sağlar; ancak bu duygunun aşırı olması durumunda kalp de zarar görebilmektedir. Bunun sebebi, yine önceden bahsettiğimiz stres hormonlarının kanda artmasıdır.

Üzüntü ve keder gibi olumsuz duygular akciğerin işlevlerini olumsuz etkileyebilmektedir. Yaşanan üzüntünün sürekliliği akciğeri etkileyerek göğüste baskı, ağırlık hissedilmesine yol açabilir, hatta depresyona kadar sürükleyebilmektedir. Bunun için depresyona giren kişilere açık hava yürüyüşleri, derin nefes almaları önerilir. Üzüntülü olduğunuz zamanlarda açık havaya çıkın ve birkaç kez derin derin nefes alın. Bu hem psikolojinizin hem de akciğerlerinizin rahatlamasını sağlayacaktır.

Aşırı üzüntü ayrıca bağışıklık sistemini de zayıflatabilmektedir. Eskiden kullanılan “üzüntüden verem oldu” gibi bir tabirin de aslında bu anlamda gerçek bir mantığa yattığını söylenebilir.

Organlara olumsuz etki eden duygulardan biri de korkudur. Aşırı korku, böbrekler üzerinde büzülme etkisi yaratarak işleyişini etkiler. Böbreklerin işleyişindeki bir olumsuzluk ise yine daha fazla korku duygusu olarak kişiye geri dönmektedir. Kişi organlarındaki zayıflama sonucunda daha çok korku hissedebilmektedir.

Bir şeyi dert etmek, takıntı yapmak ise en çok mide-bağırsak sistemini vuruyor. Dalgınlık, aşırı düşünce, zihinsel çalışma, kaygı, endişe gibi duygular da direkt dalağı etkilemektedir.

Sağlıklı beslenerek, spor yaparak kendinize iyi baktığınız gibi iyi duygular taşıyarak da sağlığınızı korumalısınız. Mümkün olduğunca stresten, korku, endişe vb. duygulardan uzak durarak, bir sorunu takıntı haline getirmeyerek hastalık ve rahatsızlıkları kendinizden uzak tutabilirsiniz. Hissedilen duyguların aşırılığı ve yoğunluğundan organların olumsuz etkilendiğini, bunun sonucunda oluşan fiziksel işlev bozukluklarının da yine kişilere olumsuz düşünce olarak geri döndüğünü ve tamamen sağlıksız bir döngü içine girilmiş olacağını unutmayın.

msnden alıntıdır…